Güngören’de 29 Temmuz’da yaşanan vahşetin ardından, Zaman gazetesi yazarı Ali Bulaç köşesinde patlamadan sonraki saatlerde çeşitli yerlerde eğlenenleri eleştiren bir yazı yazdı. ‘Sözün bittiği yer‘ başlıklı yazısında Bulaç o akşam TV kanallarındaki müzikli programlara katılanları ve bunları izleyenleri Kur’an’dan alıntılarak yaparak ‘kalplerinin üzeri örtülü’ ve ‘kulaklarında ağırlık’ olmakla itham etti. Saygısızlıkla itham ettiği bu kişiler sadece ATV, TRT 1, TRT Int, Fox TV, Star’daki programları yapanlar ve izleyiciler değil; aynı zamanda da o akşam Ali Sami Yen Stadı’ndaki Metallica konserine katılan 40000 seyirciydi.
Elbette böyle bir acının haberini alan insanlar duyarlılaşırlar ve de eğlenceye koşmaları beklenemez. Eğlenecek olan da acıyı doğrudan yaşayan kişinin yanında eğlenmez. 29 Temmuz’da patlamada ölenlerin yakınları, yararlılar ve yakınları ile yardım eden insanların hiç biri müzikli eğlence programına katılmamıştır. Düğüne veya özel geceye davetli olanlar o anda davetleri unutmuş dahi olabilirler.
Patlama olduktan sonra televizyon kanalları haberi geçtikten sonra, kolaylıkla yayın programlarında değişiklik yapamazlar. Yapılmış olan anlaşmalar olağanüstü bir sebep olmadıkça uygulanır ve de sözleşmeyi yapmış olan sanatçı sahnedeki yerini alır. 1984′ten beri aralıklı olarak PKK ile savaş halinde olan Türkiye’de Ali Bulaç’ın mantığına! göre hiçbir eğlence programı yapılmamalı, sinemaların kapısına kilit vurulmalı, havuzlar, plajlar, haremlik-selamlık olanlar dahil tüm oteller kapatılmalı, insanlar her gün yas ilan etmelidir. Buna komşumuz Irak’ta ve Filistin, Afganistan, Sudan, Somali, Pakistan gibi Müslüman nüfus ağırlıklı ülkelerde yaşanan katliamlar da eklenirse; konservatuarlar ilahiyat fakülterine , konser organizasyon şirketleri de insani yardım derneklerine dönüştürülmelidir.
Ali Bulaç ve onun gibi düşünenler eğlenmek istemeyebilir; kendi yaşam tarzlarını belirlemek kendilerine aittir. Tıpkı içlerindeki inanç dünyasını şekillendirme hakları olduğu gibi. İnanç hürriyeti Bulaç’ın savunduğu düşünce sisteminde değil, laikliğin sağladığı bir hürriyettir. Bulaç ise yazısında, Metallica konserine katılanları ‘laik, ateist, agnostik, aczmendi müsveddeleri’ olarak tanımlıyor. Bu hakareti kendini Müslüman olarak tanımlayan bir yazarın kaleminden okumak şaşırtıcı geliyor mu? Bulaç’a göre Aczmendi müsveddesi kılığında dolaşan metalciler laik müsveddesi gençler içip bağırarak kendilerinden geçtiler. Aslında saldırıdan haberdar edilmemiş olan seyircilerin aynı zamanda ateist, agnostik müsveddesi olarak sıfatlandırılması…
Ali Bulaç hem sosyoloji, hem de ilahiyat mezunu. Ateizmin de, agnostisizmin de, laikliğin de aczimendiliğin de ne olduklarını iyi bildiğini tahmin ediyorum. Kendisi hiç aralarında bulunmadığı 40000 insanı, hatta aynı zamanda o müzikleri dinlemiş ve dinlemekte olan yüzbinlerce insanı ne ile itham ediyor! Bu saygısızlığı ve hakareti üzerine kendisine ve gazete editörüne benim ve başka okuyucuların gönderdikleri eleştirilere henüz bir cevap gelmedi. Ancak konserin organizatörü Cengizhan Yeldan’ın cevap niteliğindeki yazısı gazetenin yorum kısmında yayınlandı. Bulaç yazısıyla TCK m.216′ya göre ‘Halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama’ suçunu işliyor. Eğer gerektiği şekilde özür dilemezse, umarım kovuşturmaya uğrayabileceğinin farkındadır.
Etiketler: Ali Bulaç, Zaman Gazetesi